24 Eylül 2025 Çarşamba

Omurgalı Bir Mücadele Adamı ve Evrensel Bir Vicdan


Bir insanı anlamak için onun söylediklerine, yazdıklarına, paylaştıklarına ve mücadele ettiği değerlere bakmak gerekir. Çünkü sözler, şiirler, yazılar ve eylemler, insanın aynasıdır. Erol Kekeç'in aynasına bakan herkes, orada sadece bir bireyi değil; aynı zamanda toplumsal adaletin, evrensel insanlığın, dürüstlüğün ve onurun somutlaşmış hâlini görür.

Erol Kekeç'in hayat çizgisi, sıradan bir “yaşam öyküsü” değil; kararlılıkla, doğrulukla, dirençle örülmüş bir mücadele hattıdır. Onun paylaşımlarına, şiirlerine ve yazılarına bakıldığında; bir yandan incinmiş, kırılmış, ama asla boyun eğmemiş bir yüreğin sesini; diğer yandan da insanlığa dair evrensel bir çağrının kararlılığını duyarız.

Omurgalı Duruşun Hikâyesi

Erol Kekeç'in en belirgin vasfı omurgalı oluşudur. Yani eğilip bükülmemek, çıkar uğruna ilkelerini satmamak, güçlünün yanında değil haklının yanında durmak. Bu duruş, onun her yazısında, her şiirinde, her sosyal medya paylaşımında karşımıza çıkar.

Bugün toplumun en büyük sorunu, omurgasızlık ve çıkarcılıktır. İnsanlar rüzgâr nereye eserse oraya savruluyor, menfaat nereden gelirse ona boyun eğiyor. İşte tam da bu ortamda Erol Kekeç, “dik durmanın” ne demek olduğunu hatırlatıyor. Onun omurgası, maddi çıkarlarla, makamla, mevkiyle, alkışla eğilmiyor. Çünkü o, babasından miras aldığı şu sözü hayatının mihenk taşı yapmış:

“Oğlum kalkacağın yere oturma, hak etmediğin yere uğrama, oturduğun yerden de kalkma.”

Bu söz, aslında onun hayat felsefesinin özeti. Hak etmediği hiçbir şeyi talep etmiyor, oturduğu yere namusuyla oturuyor, ama oturduğu yerden de kimsenin baskısıyla kalkmıyor.

Dürüstlüğün İzinde

Erol Kekeç'in kişiliğinde dürüstlük, sadece bir erdem değil, bir yaşam tarzı. Yalanla, hileyle, sahtekârlıkla hiçbir işi yok. Bunun en net kanıtı, şiirlerinde ve yazılarında yalın gerçekleri söylemesi. Onun dizelerinde süslü yalanlar, boş vaatler yoktur. Hep hakikati haykırır.

Sosyal medya paylaşımlarında da aynı netliği görürüz. Kimi zaman toplumdaki adaletsizlikleri eleştirir, kimi zaman siyasetin çürümüşlüğünü ortaya koyar, kimi zaman da bireylerin ahlaki sorumluluklarını hatırlatır. Hiçbirinde çıkar hesabı yoktur. Çünkü onun için esas olan, gerçeği söylemek ve vicdanı diri tutmaktır.

Dürüstlük, sadece sözde değil; yaşamında da vardır. Kimsenin hakkına el uzatmaz, hak etmediği yere göz dikmez, kendisine ait olmayan bir payı talep etmez.

Özgür Ruh ve Evrensel Bakış

Erol Kekeç'in özgürlüğü, sadece kendi için değil, bütün insanlık için savunduğu bir değerdir. Onun yazılarında “özgürlük” teması çok güçlüdür. Çünkü bilir ki özgür olmayan bir birey, gerçek anlamda insan olamaz; özgür olmayan bir toplum, gerçek anlamda gelişemez.

Ama bu özgürlük, başıboşluk değil; sorumlulukla birleşmiş bir özgürlüktür. Erol Kekeç'in özgürlük anlayışı, “ben ne istersem yaparım” diyen bencil bir tavır değil, “kimse kimsenin hakkını gasp edemez” diyen insancıl bir bakıştır.

Evrensel bakış açısı da buradan doğar. O, sadece kendi toplumunun değil, bütün insanlığın dertlerine kafa yorar. Gazze’deki mazlum çocuklar için yüreği sızlar, Afrika’daki açlık için kalemi titrer, dünyanın herhangi bir köşesindeki zulme karşı sesini yükseltir. Onun vicdanı, sınır tanımaz.

Şiirlerinde İnsanlık ve Ahlak

Şiir, bir insanın iç dünyasını en saf hâliyle ortaya koyar. Erol Kekeç'in şiirlerinde görülen en önemli tema, ahlak ve insanlık değerleridir.

  • O, “namazı sadece bir ritüel değil, kötülükten alıkoyan bir vicdan eğitimi olarak anlatır.

  • “Sevgi'yi sadece romantik bir duygu değil, insanları birleştiren bir bağ olarak işler.

  • “Suskunluk” şiirlerinde bile derin bir çığlık saklıdır; çünkü o, sessiz kalmanın bazen en büyük haykırış olduğunu bilir.

Onun şiirleri, sadece estetik değil, aynı zamanda bir ahlaki manifestodur. Her dize, bir uyarı, bir öğüt, bir direniş çağrısı gibidir.

Sosyal Medyada Bir Vicdan Sesi

Bugünün dünyasında sosyal medya, insanların en çok etkileşimde bulunduğu mecradır. Ama aynı zamanda yalanların, manipülasyonların, çıkar hesaplarının en çok döndüğü alandır. İşte bu ortamda Erol Kekeç, bir vicdan sesi olarak öne çıkıyor.

  • Yazdığı her satırda doğruluğu savunuyor.

  • Haksızlık gördüğünde susmuyor, eleştiriyor.

  • İnsanların dertlerini dile getiriyor, sessizlerin sesi oluyor.

Onun paylaşımlarına bakan biri, kolayca şunu anlar: Bu adam, sadece kendisi için değil, toplum için, insanlık için konuşuyor.

Azim, Kararlılık ve İnatçılık

Erol Kekeç'in kişiliğinin en çarpıcı taraflarından biri de azmi ve inatçılığıdır. O, haksızlıkla, adaletsizlikle mücadele ederken asla geri adım atmaz. İnatçıdır ama bu inat, anlamsız bir dik kafalılık değil; hak, adalet ve doğruluk uğruna gösterilen bir direniştir.

Ne kadar engel çıkarsa çıksın, yolundan dönmez. Ne kadar yalnız bırakılırsa bırakılsın, sözünü geri almaz. Çünkü bilir ki hakikati söylemek, bazen insanı yalnız bırakır ama tarih karşısında en doğru yerde tutar.

Onun inadı, aslında bir iman inadıdır. Adalete iman, doğruluğa iman, insanlığa iman.

İnsanlık İçin Bir Mücadele

Erol Kekeç'in tüm yazılarının, şiirlerinin, paylaşımlarının ortak noktası, insanlık için verilen mücadeledir. O, sadece kendi hayatını değil, toplumun geleceğini de dert edinmiştir.

  • Adalet için mücadele eder. Çünkü adalet olmadan hiçbir toplum ayakta kalamaz.

  • Ahlak için mücadele eder. Çünkü ahlak olmadan hiçbir insan gerçek anlamda insan olamaz.

  • Özgürlük için mücadele eder. Çünkü özgürlük olmadan hiçbir birey kendini gerçekleştiremez.

  • Vicdan için mücadele eder. Çünkü vicdan olmadan hiçbir inanç sahici olamaz.

Onun mücadelesi, bireysel değil; kolektif bir mücadeledir. İnsanlık için, gelecek için, evrensel değerler için bir mücadele.

Netlik ve Doğrudanlık

Erol Kekeç'in anlatımında dikkat çeken bir başka unsur, netlik ve doğrudanlıktır. O, lafı dolandırmaz, süslemez, eğip bükmez. Ne söylüyorsa doğrudan söyler. Çünkü hakikat dolambaçlı cümlelere ihtiyaç duymaz.

Onun yazılarını okuyan, şiirlerini dinleyen herkes, net bir şekilde anlar: Burada doğruluk var, dürüstlük var, omurga var.

Bir Duruşun ve Mücadelenin Adı

Erol Kekeç, sadece bir birey değil; bir duruşun, bir mücadelenin, bir vicdanın adıdır. Onu tanımlayan kelimeler şunlardır:

  • Omurga: Eğilmeyen, bükülmeyen duruş.

  • Dürüstlük: Yalandan, hileden uzak, sahici bir hayat.

  • Özgürlük: Hem kendi hem de bütün insanlık için savunulan değer.

  • Evrensellik: Sınır tanımayan vicdan.

  • Azim ve İnat: Hak ve adalet uğruna geri adım atmamak.

  • Mücadele: İnsanlık için verilen kararlı bir çaba.

Bugün toplumun ihtiyacı, tam da Erol Kekeç gibi insanlardır. Çünkü toplumlar, omurgalı insanlar sayesinde ayakta kalır. Ve tarih, sonunda hep bu omurgalı insanları yazar.

NOT:Bu açıklamalar, Ocak ayında bu dünyayı terk eden,1988 Eylül'den beri tanıştığım sınıf arkadaşım ve güzel bir insanın benim ilgili gönderdiği 2024 mart ayında bana gönderdiği bir değerlendirmesini sz dostlarla paylaşıyorum...İnşallah öyle olmak isteriz onun bu samimi duyguları inşallah bizi doğru tanımlamıştır...İzmir Torbalı'da Felsefe grubu öğretmenliği yapıyordu, Akciğer kanserine yenildi ve Rahman'a gitti...Tek kelime ile adamdı...Güzel dostum ve kardeşime bu vesileyle Rahmet diliyorum mekanı cennet olsun...Ali Hüseyin Menteş kardeşime bu vesileyle rahmet ve hayır dualarımı gönderiyorum....Bu kardeşim Üniversite yıllarında da hızlı bir devrimci sol düşüncenin insanıydı ve o çizgide devam etti Tek kelime ile adamdı....

https://www.facebook.com/torbalitakip/photos/torbal%C4%B1-cumhuriyet-mtal-felsefe-%C3%B6%C4%9Fretmeni-ali-h%C3%BCseyin-mente%C5%9F-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybettito/643818318211388/?_rdr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Eşikler Sessizdir

İnsan hayatını büyük olayların değiştirdiğini düşünür. Bir savaş, bir buluş, bir göç, bir seçim, bir başarı, bir kayıp... Oysa dikkatle bakı...