6 Kasım 2025 Perşembe

Çalınan Gelecek Susan Vicdanlar

Erol Kekeç-2025/İst 


Bir ülkenin geleceği ne zaman çalınır biliyor musun?
Kasalar soyulunca değil; kalpler sessizliğe alıştırılınca.
Bir milletin hırsızları sadece gecenin karanlığında değil, gündüzün ortasında da yürür — ellerinde dosyalar, yüzlerinde tebessümler, dillerinde “hizmet” kelimesiyle.
Ve ne acıdır ki, onları durduracak olanlar televizyon karşısında alkış tutarken, çocuklar okul yolunda açlıkla sınanır, gençler umutlarını bavullarına koyup başka ülkelere göç eder.

Bugünün hırsızları yalnız parayı değil, yarın olasılığını çalıyor.
Bir gencin hayal kurma hakkını, bir annenin “çocuğum güvende” diyebilme huzurunu, bir babanın alnının teriyle onur içinde yaşama duygusunu...
Ve biz, bütün bunlar olurken “benim çocuğum kurtulsun da” diyerek sessiz kalıyoruz.
İşte asıl suç orada başlıyor:
Hırsızın eli değil, seyircinin suskunluğu geleceği karartıyor.

Eskiden kötülük, utanılacak bir şeydi; şimdi “akıllılık” diye pazarlanıyor.
Birileri torpilin adını “destek” koyuyor, rüşveti “hediye” diye sunuyor, ihaneti “pragmatizm” diye yutturuyor.
Ve biz, kelimelerin bu kadar kirletildiği bir çağda, “doğru”yu ararken bile kirli aynalara bakıyoruz.
Çünkü vicdanlarımızın üzeri, yıllardır sessizliğin tozuyla kaplanmış.

Oysa hırsızlık sadece bir mala el uzatmak değildir;
Bir öğretmenin öğrencisini umutsuzluğa terk etmesi,
Bir yöneticinin kendi çıkarı uğruna halkını kandırması,
Bir babanın evladına adalet inancını aşılamaması,
Bir toplumun “zaten herkes böyle” diyerek çürümeyi kabullenmesi —
Hepsi aynı hırsızlığın farklı biçimleridir.

Ve seyirci kalmak…
En büyük ihanettir.
Çünkü seyirci, kötülüğe en büyük meşruiyeti verir.
Kötü olan, yalnız kalırsa güçsüzdür;
ama alkışlandığında, sessizlikle ödüllendirildiğinde, putlaşır.
İşte o zaman, insanlığın geleceği ipotek altına alınır.

Geleceği çalanlar, çocukların gözlerindeki ışığı söndürenlerdir.
Ama o ışığın sönmemesi için tek bir dürüst yürek yeter bazen.
Bir “dur!” diyen ses, bir vicdanın haykırışı, bir annenin gözyaşı…
Bunlar hâlâ dünyanın en güçlü savunmalarıdır.

Unutma:
Bir milletin geleceği,
ellerindeki altınla değil,
vicdanındaki cesaretle ölçülür.
Ve suskun bir toplum, kendi hırsızlarını büyütür.

Artık sustuğumuz her gün, yarınımızdan çalınan bir gündür.
Belki de en büyük hırsız, bizim korkularımızdır.
O halde en soylu direniş, suskunluğun zincirini kırmaktır.
Çünkü geleceği korumak, sadece çocuklara bırakılacak bir miras değil;
şu anda nefes alan her vicdanın sorumluluğudur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Eşikler Sessizdir

İnsan hayatını büyük olayların değiştirdiğini düşünür. Bir savaş, bir buluş, bir göç, bir seçim, bir başarı, bir kayıp... Oysa dikkatle bakı...