“Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. Onun nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz…”Âl-i İmrân /103
Bugün Müslüman Dünyasının Aynasında Ne Görüyoruz?
Bugün Müslüman olduğunu söyleyen toplumların hâlini gören bir insan, bu ayetin sadece bir nasihat değil, görülmeyen bir balyoz, yüreklerin tam ortasına indirilen bir ilahi darbeymiş gibi hisseder. Çünkü ayetin önümüze koyduğu tablo ile bugün yaşadığımız tablo arasında çatırdayan bir uçurum var.
Ayet diyor ki:
“Birleşin, bölünmeyin, birbirinize kardeş olun.”
Bugün olan ise şu:
Aynı kıbleye dönenler birbirini boğazlıyor, aynı kitabı okuyanlar birbirini tekfir ediyor, aynı Peygamberi sevenler birbirine tuzak kuruyor.
Bu manzara karşısında, yalnızca “ah ne yazık” demek yetersizdir.
Bu, duruş bozmanın,
ilahi emre başkaldırmanın,
rahmet zincirini kırmanın,
ümmet bilincine ihanettir.
Ve Allah’ın ayeti, bu ihaneti yüzümüze bir tokat gibi indiriyor.
1. Allah’ın İpi Nedir ve Neden Koparılmaz?
Allah’ın ipi—ki bu, Kur’an’dır, vahiydir, Tevhit çizgisidir—göklerden uzanan bir rahmet zinciridir. Bu ip, sadece bir nasihat değildir; küfrün, zulmün, sömürünün, para ve güç üzerine kurduğu putperest düzenlerin karşısında duran bir sığınaktır.
Bu ipin bir ucu Allah’ın kelamında, diğer ucu ise müminin kalbindedir.
O bağ koparsa, kalbimizin içi boşalır; milletler dağılır, şehirler çöker, insanlar birbirinin boğazına sarılır.
Bugün yaşanan iç parçalanmalar, kabilecilik, grupçuluk, şair söylemiyle kör dövüşü, işte bu kopukluğun sonucudur.
Ayet bize bunu haber vermişti:
“Parçalanmayın…”
Bu sadece ahlaki bir öğüt değildir.
Bu, medeniyet ayakta kalsın diye konmuş ilahi bir yasadır.
Bu yasa çiğnenirse, toplumun çöküşü kaçınılmazdır.
2. Müslüman Dünyası Neden Parçalara Ayrıldı?
Çünkü Müslüman toplumların büyük çoğunluğu Allah’ın ipini bırakıp, kendi elleriyle ördükleri binlerce incecik, dayanıksız ipliğe sarıldılar:
• Mezhep ipi
• Etnik ip
• Grup ipi
• Lider ipi
• Parti ipi
• Cemaat ipi
• Tarikat ipi
• Siyaset ipi
• Ekonomik çıkar ipi
Ve sonunda ortada iplikten duvarlar, iplikten sınırlar, iplikten kavgalar kaldı.
Ayetin istediği ise tek bir bağ, tek bir zemin, tek bir duruştu.
Fakat dünyada sömürüyü düzen hâline getiren güçler de bunu çok iyi anladılar.
Bir toplumun çökmek için düşmana ihtiyacı yoktur; birbirine düşmesi yeterlidir.
Zulüm sistemi, mazlumu parçalamak için farklı maskeler takar:
ekonomik baskı, kültürel işgal, askeri tehdit, psikolojik savaş…
Ama Müslüman dünyaya en ağır darbeyi onlar değil; bizim kendi içimizi kemiren fitne vurdu.
Kur’an bunu da haber verdi:
“Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.”
Ve bugün yaşanan tam olarak budur:
Kendi ellerimizle kurduğumuz tuzağın tam ortasında çırpınıyoruz.
3. Sömürü Düzenlerinin Gücü Mü Var, Biz mi Zayıfız?
Şunu unutmamak gerekir ki,
Zalim güçlü olduğu için değil, mazlum dağınık olduğu için galip görünür.
Bugün dünyada zulüm düzenleri—kim olduğu fark etmeksizin—kendi çıkarı için yeryüzünü talan eden devlet akılları, ekonomik imparatorluklar, güç merkezleri—hepsi aynı sebeple ayakta duruyor:
Müslüman toplumların parçalanmışlığı.
Bu düzenler, kurdukları güç makinesinin üstünlüğüne güvenmiyorlar aslında;
onlar, Müslüman coğrafyaların bir araya gelme ihtimalinden korkuyorlar.
Ve bu korku yüzyıllardır bitmedi.
Biliyorlar ki:
Müslümanlar Allah’ın ipine yeniden sarılırsa, sadece zulme baş kaldırmazlar;
adaleti, merhameti, insaniyeti dünyanın üzerine yeniden bir güneş gibi doğururlar.
Dünyanın düzenini değiştirecek şey savaş değil; Tevhid bilinciyle birleşmiş yüreklerdir.
4. Birleşmezseniz Çöküş Kesindir
Bu ayet bugün Müslümanların alnına çakılmış bir mühür gibidir.
Ve bu mühürün sesi kulaklarımızda yankılanıyor:
“Birleşmezseniz yok olursunuz.”
Bu sert bir uyarıdır.
Bu, “aman birlik olun çocuklar” diyen bir öğüt değildir.
Bu, ilahi bir yasadır, hani ateşe dokunan el nasıl yanarsa,
birliği terk eden toplum da çökmeye mahkumdur.
Bugün yaşanan tüm yıkımlar, işgaller, kaoslar, iç savaşlar, boğuşmalar, ekonomik krizler…
Hepsi ama hepsi, birliğin terk edilmesinin doğrudan sonucudur.
Ayet diyor ki:
“Allah’ın üzerinizdeki nimeti hatırlayın.”
Bu nimetin adı kardeşliktir,
sevgi bağıdır,
rahmet iklimidir,
birliğin diriliş ruhudur.
Bu nimeti kaybeden toplum, nimet değil musibet üretir.
5. Çözüm-Tek Bir Duruş, Tek Bir Kulluk
Ayetin çözüm sunduğu yer burası:
Sadece Allah’a kulluk.
Sadece O’na kul olan toplum kimsenin kölesi olmaz.
Sadece O’na kul olan millet zulüm düzenlerinin piyonuna dönüşmez.
Sadece O’na kul olan insan onurunun pazarlık konusu yapılmasına izin vermez.
Müslüman toplumlar tekrar ayağa kalkacaksa, bunun tek yolu vardır:
Duruşlarını yeniden Allah’a sabitlemeleri.
Bu duruş gerçekleşirse ortaya büyük bir dönüşüm çıkar:
• Adalet kendiliğinden ayağa kalkar.
• Merhamet toplumun temel ahlakı olur.
• Yeryüzü fesattan değil, rahmetten beslenir.
• Canlıların bile nefesi genişler.
• İnsanlığın ufku karanlıktan aydınlığa döner.
Ve zulüm düzenleri, tarih boyunca olduğu gibi, kendi kibirleriyle çöküp giderler.
Bu çöküş, savaşla değil;
hakikatin ağırlığıyla olur.
Bu çöküş, silahla değil;
tevhid bilincinin dirilişiyle olur.
Bu çöküş, öfkeyle değil;
Allah’ın adaletinin kaçınılmaz tecellisiyle olur.
Kur’an bunu şöyle anlatır:
“Zalimler, yaptıkları hilelerle kendilerini yok ederler.”
Bu, ilahi bir yasadır.
Kim olursa olsun, zulüm üzerine kurulan her düzen çökmeye mahkûmdur.
6. Bugünün Müslüman Dünyası
Ey kendine Müslüman diyen toplum!
Sen Allah’ın ipini bırakıp kabileciliğe sarıldığın sürece,
kimse seni kurtaramaz.
Ey aynı kıbleye yönelip birbirine nefret kusan topluluk!
Sen Kur’an’ın çağrısını terk ettiğin sürece,
düşmanın değil, kendi egon seni yere serer.
Ey rahmet diniyle şereflenmiş ümmet!
Sen merhameti bıraktığında,
dünyaya adaletsizlik değil karanlık saçarsın.
Ey Kur’an’ı öpüp başına koyup,
kardeşine ölümü reva gören insan!
Sen bu çelişkiyi sürdürdüğün sürece,
toprağın bile seni taşımakta zorlanır.
Ve ey bugün birbirine saldıran toplumlar…
Allah’ın ipine sarılmadığınız sürece,
her şeyiniz birer birer dökülmeye devam edecektir.
7. Birlik, Sadece Bir Slogan Değil, Bir Varlık Meselesidir
Birlik, slogan değildir.
Birlik, şarkı değildir.
Birlik, miting çağrısı değildir.
Birlik, var oluşun temelidir.
Bir toplum, adalet üretmek için birleşir.
Merhamet üretmek için birleşir.
İnsanlığı yaşatmak için birleşir.
Rahmetin yeryüzünde dolaşmasını sağlamak için birleşir.
İşte o zaman, insanlığın ufku genişler.
O zaman, güç sahiplerinin zorbalığı çöker.
O zaman, fesat düzenleri kendi kibirlerine gömülür.
Ve o zaman Müslüman toplum,
yeryüzünün umut ışığı haline gelir.
8.Ayete İtaat Eden Yükselir, Etmeyen Çürür
Ayet bugün bize şunu söylüyor:
“Birleşirseniz dirilirsiniz.
Parçalanırsanız çürürsünüz.”
Kur’an’ın bu hükmü tartışmaya kapalıdır.
Bu, ilahi bir yasadır.
Bugün Müslüman toplumların tek çıkışı vardır:
Tevhide dönmek, birliğe sarılmak, Allah’ın ipine tutunmak.
Bu yol, sadece Müslümanları kurtarmaz;
dünyaya rahmet olur.
Ve zalim düzenler, sömürü imparatorlukları,
insanı ezen mekanizmalar…
Hepsi, tarihi boyunca olduğu gibi,
hakikatin ağırlığı altında kendi kendine çöker.
Çöküşleri bizim elimizle değil,
Allah’ın koyduğu sünnetullah gereği olur.
Ama bizim bir görevimiz vardır:
Duruşumuzu netleştirmek,
birliğimizi kurmak,
tevhide yönelmek,
rahmeti yaymak.
Bu gerçekleştiğinde,
ilahi adalet mutlaka tecelli eder.
Erol Kekeç/08.04.2026/Sancaktepe/İST
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder